Yeniden merhaba...
*Benim eserim de bunu andırıyordu.







Biri beni, diğeri de sevgiliyi mutlu etmek için yapılmış seçimlerdi.


Bugün evdeyim. Kapıdan parmak ucumu bile çıkarmak istemiyorum. Hatta bakkala / çakkala / markete ve türevi yerlere bile gitmeyi düşünmüyorum. Buzdolabına henüz bakmadım ama temel besin maddelerimiz varsa problem yok. Yoksa beyzadem kalkıp alıverir bi zahmet.
Flicker
Böyle bir memleket özlemi, bir sıla hasreti olmadı hiç bende.


Kitap okumayı severim.
Tam 'senin gibi açgözlüye bu kadarı çok, çabuk uzaklaş buradan' diye telkin ederken kendimi 'Örgü Kulübü'nü gördüm. Bunu da şu sıralar kendini yeni torunu vesilesiyle örgüye kaptıran annem için aldım. Kiiih kiiih tabii ben de okurum. 
Kitaplar hakkındaki ayrıntılı malumat daha sonra gelecek...
Güzel anlarımın çoğu bu resimde.... Sadece benim değil, sevdiceğinkiler de.Ailemize 1,5 yılda 3 bıcırık katıldı. Hızlarına yetişmek imkansız. Bir bakmışız büyümüşler.
'Sıra size geldi' diyenlere gülüp geçiyor, 'eeee bebek yok mu' diye soranlara burun kıvırıyordum.
Benim yeğenlerim var bir süre daha onlarla yetinebilirim. Hem zaten neden anne-baba olmak isteriz??
Bu soruya yanıt bulamadan telefonum çaldı. Heyecanlı bir ses, 'anne oluyorum mu?' dedi, 'hamileyim mi' dedi. Hatırlamıyorum. Çünkü ben de çok heyecanlanmıştım:)
Şöyle bir silkindim. Öyle alalade biri değil, en yakın arkadaşım, uzakta da olsa yeri doldurulamaz tek sırdaşım, anne olacakmış.
Sarsıldım. Ve tabiki çok mutlu oldum.
Çocukluğunu bildiğiniz birinin çocuğunu görecek olmak, sanki biraz tuhaf!
Demek ki, gerçekten sıra bize gelmiş, ben yeni uyandım. Buzdolabındaki bebiş resimleri çoğalıyor. Sevecek öyle çok çocuk ama o kadar az zaman var kii!
Foto: Flickr