hava durumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hava durumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2009 Pazar

Acı gerçek!


Gidildi, İzlendi, onaylandı.


Size sinema çıkışı koşa koşa geldiğim evimden sıcağı sıcağı
bildirmekten onur duymaktayım.

Beni nacizane romantik komedi eksperiniz kabul ederseniz, tavsiyem;
bu filmi izlemeniz yönünde olur.


Yani öyle yandım yandım müthiş bir film değil belki,, ama komik, şirin, ferah, gerilimi olmayan, gülümseten, sıcak bir romantik komedi...


İlla sinemaya gidin de demiyorum. Bekleyin, DVD'si çıkınca evinizde izleyin.

Tabii önce bir doz 'hayalet sevgililerim' alın. Sonra bunu izleyin. O zaman The Ugly Truth'u öpüp başınıza koyar, hatta oscar'a aday bile gösterebilirsiniz.

Konusunu hiç anlatmayacağım.
Filmin esas kızını Katherine Heigl, esas oğlanı ise Gerard Butler canlandırıyor.


Butler, 300 spartan'dan sonra birden yön değiştirdi. Şimdi Hollywood'un kirli sakallı, hınzır, nüktedan prensi artık O...


Ben durumdan şikayetçi değilim. Zaten P.S I Love You'dan sonra başıma tac etmiştim onu.


Heigl için ise söylenebilecek tek kelime var. O da; TAŞ olduğu!


İki saatlik film süresince bu kelimeyi yanımda oturan beyzadeden 4-5 kez duydum.


Yumruğu geçirmem yakındı ama kibarlık ettim ve sadece intizar etmekle yetindim.


Kafana onun kadar TAŞ düşsün emiiii..


Hayır, hayır. Benim kadar TAŞ düşsün.


1 Ağustos 2009 Cumartesi

Yağmurlu bir gündü...

Melankolik olmanın neresi yanlış anlamıyorum. Oysa tam havası.
Hava tüm gün bulutluydu.
Az önce, sessiz sessiz çiseleyen yağmur, bir tür fırtınaya dönüştü.
Etrafı bir korku filmi havası kapladı.
Fırsat bu fırsat, ben de buğulu gözlerle, kalın su damlalarının çarptığı cama, gözümü diktim dışarıyı seyrediyorum.
Küçük damlalar önce uzun şeritlere dönüşüyor sonra küçük su birikintilerine...
Hal böyle olunca, akşam için tüm planlarım değişti birden.
Şimdi film ve popcorn zamanı.
Yaşasın. Bir günlüğüne kışı yaşayacağız.
Pardon mutlu değil, melankoliktim ben.
O zaman popcornu bırakıp, şarap kadehini alıyorum elime...
Film yerine de, belki, bilgisayardan yükselen içli bir şarkı eşlik eder ruh halime...
Aman ya,, vazgeçtim ben bu melankoli işinden. Zor geldi birden.
Üniversite yıllarında çok modaydı bu haller. Zaten öğrencilik yıllarımı böyle geçirdim.
Kalan yıllarımı film ve popcornlu bir fonda neşeyle geçirebilirim.
Bakalım ne seyredeceğiz.
Ben korku filmi diyorum ama yoğun bir direnişle karşılaşacağıma eminim.

Bu arada, şu halime bakacak olursak benden olsa olsa iyi bir 'dengesiz' olur heralde.


Fotoğraflar:
Flickr / by
Tapio Hurme / by dear tori

24 Aralık 2008 Çarşamba

Karın yağacak olma ihtimalini sevdik!

İstanbul, ıslak... soğuk, çok soğuk...Bazen güneşli.... Çoğu zaman bulutlu, ama asla karlı değil. Az biraz çiseledi, tıpkı yağmur gibiydi. Sulu mu sulu.. Ahmak ıslatanından. Yağan o azıcık şey meteoroloji mühendislerini temize çıkarmayı başardı; 'Beklenen kar gelmişti'. Peeeh!Oysa ben bu sabah bambaşka bir İstanbul hayal etmiştim. En beyazından ağaçlar, direkler, arabalar... İşyerlerimizde ve evlerimizde mahsur kaldığımız 2003 kışından beri biz İstanbullular KaRa hasret kaldık. Umutlarım tükenmedi. İstanbul'da afete yol açmayacak naif bir kar yağışı bekliyorum.

Fotoğraf: Hürriyet