1 Temmuz 2012 Pazar
Beklerken...
Kimliklerime kimlik ekliyorum...
Annesinin biricik kızı,, anneannesinin kraliçesi -dikkatinizi çekerim prensesi değil, kraliçesi... bir ağırlığı var-
İki koca adamın küçük kız kardeşi,, kocasının sümüklüsü, koleksiyoner, blogger, sırdaş, gazeteci.... vs.
Liste uzar gider, boğazımı düğümleyen noktaya gelir: TOPRAK'IN ANNESİ...
'İnsan neden anne baba olmak ister?' diye sormuşum şurada.
Aradan neredeyse iki buçuk yıl geçmiş, cevabı çat diye yapıştırmak isterdim. Ama nafile.. Nedenini, nasılını bıraktım başkoydum bu yola!
Yaklaşık 7 aydır tatlı bir uğraş içindeyim. Hazırlık yaparak oyalanıyorum. Sabırsızlık, telaş, heyecan, endişe, mutluluk, hepsi birarada..
Annemin 'anne olunca görürsün' dediği kadar varmış.
Odası, kıyafetleri, banyosu, şampuanları kremleri herşeyi hazır. Geriye bekleyip görmek kaldı.
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Hamileyken eziyet görmemek için..
Bu yazı 27. haftaya kısmetmiş...
Bir tanıdığım geçtiğimiz günlerde 'Herkesi dinle ama kimseyi umursama, aklına yatanı yap' demişti.
Arkasından bebekle ilgili bir tavsiye geldi tabii ki..
Hamilelikle ilgili paylaşımlarda çoğunlukla yararlı bilgiler elde ediyorum.
Ancak insanın çok hassas, endişeli olduğu, sürekli kendini dinlediği bir dönem olması dolayısıyla bazen her yorum rahatlatıcı ve iyi niyetli olmuyor.
Özellikle doktor kontrolleri, testler, vitaminler ve beslenmeyle ilgili olanları...
Karşısında hamile birini gören herkes birden beslenme uzmanı kesiliyor.
Ağzınıza tam da o an canınızın çok çektiği bir parça çikolatayı atmak üzeresinizdir ki, arkadan bir ses yükselir.
-Sakın bunları yeme,, çok zararlı
ya da
-Ne yaptın kızım ya çok kilo alırsın böyle
Bir parça çikolata kursanıza dizilir, tat almayı unutur vicdan muhasebesine başlarsınız.
Ya da
Az kilo almışsan kesin bebek iyi beslenmiyordur.
Ancak başta da dediğim gibi beni bu süreçte en çok yıpratan yaptırmadığım testler ve kullanmadığım ilaçlarla ilgili
olan yorumlardı. Bana Elevit yerine başka bir vitamin verdiği için 'Senin doktorun dandik' diyen arkadaşım bardağı
taşıran son damla olmuştu.
Aşağıdaki yazıyı okuduğumda 'hah tam da bunu demek istiyorum işte' dedim.
Bu kadar uzun bir girizgah yaptığım için üzgünüm. Ama siz de kocaman bir karınla açık bir hedef olarak dolaşırken
aşağıdaki bilgileri aklınızda bulundurursanız duygu durumunuz allak bullak olmaz, kimseler sizi üzemez diye düşünüyorum..
DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM
Kendi gebeliğinizde size doktorunuz tarafından önerilenleri başka bir doktor (veya sağlık kuruluşu) tarafından takip edilen diğer anne adayı arkadaşlarınızla karşılaştırdığınızda veya büyüklerinizin söylediklerini duyduğunuzda şaşırmamak elde değil.
Bir doktor "ilacı yemekten önce al" diyor, diğeri aynı ilacı "yemekten 2 saat sonra al" diyor, bir doktor "vitamine gerek yok" derken, diğeri vitamin önerisinde bulunuyor. Flor takviyesi, kalsiyum takviyesi, balık yağı (tabletleri), çinko, demir+vitamin vs. Siz eksik ilaç mı alıyorsunuz? Veya gereksiz yere diğerlerinden daha mı fazla ilaç kullanıyorsunuz?
Bir doktor "ikili test" derken diğeri "üçlü test" diyor, biri "şeker tarama testine gerek yok" derken diğeri "mutlaka yapılmalı" diyor. Bir doktor mutlaka "detaylı ultrason" derken diğeri "gereksiz" diyor, bir doktor tetanoz aşısı yaptırıyor, diğeri önermiyor. Bir doktor ayda bir çağırıyor, diğeri iki haftada bir görmek istiyor. Bir doktor "kahve kesinlikle içilmeyecek" derken diğeri az miktarda çay ve kahveye izin veriyor. Bir doktor aldığınız kilolara çok büyük tepki gösterirken diğeri belki kilonuzu ölçmüyor bile.
Bir doktor "sizin durumunuzda sezeryan daha iyi" derken diğeri normal doğumu öneriyor, biri epidurali savunurken diğeri hiç önermiyor.
Yukarıdakilerin hangisi doğru?
Cevap: hepsi
Aslında daha doğrusu şu:Yukarıdakilerden hangisi yanlış?
Cevap: hiçbiri
Tıpta kesin doğru olan çok az şey vardır ve hatta malesef bugün kesin denen şeyler yarın değişebilmektedir. Size önerilenleri başkalarıyla karşılaştırırken aşağıdaki noktaları mutlaka dikkate alın:
- Her gebelik kendine özgüdür ve farklı yaklaşım gerektirir.
- Her doktorun yetiştiği ekol (öğreti) farklıdır, ancak her ekolün aldığı sonuç aynıdır. Bilimde farklı öğretilerin olmadığı alanlar yalnızca matematik ve fizik gibi formüllere dayalı ve yorumlara açık olmayan bilim dallarıdır. Çoğu bilim dalında yorum farklılıkları ve bakış açıları sonucunda farklı ekoller gelişmiştir. Tıp bir pozitif bilim dalı olmasına karşın aynı sonuca çok farklı yollardan ulaşmak mümkündür.
- Basında "sansayonlara" yol açan yeni tıbbi görüşler çoğunlukla yanlıştır.
- Tıbbi yaklaşımlar her geçen yıl farklılaşmaktadır. Annenizin sizi doğurduğu dönemdeki bilgiler eskimiştir
- Tıpta tartışmalı olan şeyler genelde çok basit şeylerdir. "Vitamin+demir mi yoksa yalnızca demir mi gerekli?" sorusu çok basit bir sorudur ve açıkçası her ikisi de uygundur.
- bazı konular vardır ki tartışma götürmez: Bebek karnınızda yan duruyorsa veya plasenta doğum kanalını tıkamışsa bu bebeği normal doğumla doğurtacak bir tane bile doktor bulamazsınız. Ancak bebek ters duruyorsa (makat gelişi) ve ilk gebeliğinizse normal doğumu yaptırabilecek çok sayıda doktor bulabileceğiniz gibi daha fazla sayıda direkt sezaryan öneren doktor bulabilirsiniz.
26 Şubat 2009 Perşembe
Buzdolabımdaki 'sevdiklerim' köşesi
Güzel anlarımın çoğu bu resimde.... Sadece benim değil, sevdiceğinkiler de.Sevdiklerimiz gözümüzün önünde, buzdolabının üstünde... Ama ailemiz genişliyor, anılarımız çoğalıyor. Dolayısıyla fotoğraflar her yeri kaplıyor.
Ailemize 1,5 yılda 3 bıcırık katıldı. Hızlarına yetişmek imkansız. Bir bakmışız büyümüşler.
'Sıra size geldi' diyenlere gülüp geçiyor, 'eeee bebek yok mu' diye soranlara burun kıvırıyordum.
Benim yeğenlerim var bir süre daha onlarla yetinebilirim. Hem zaten neden anne-baba olmak isteriz??
Bu soruya yanıt bulamadan telefonum çaldı. Heyecanlı bir ses, 'anne oluyorum mu?' dedi, 'hamileyim mi' dedi. Hatırlamıyorum. Çünkü ben de çok heyecanlanmıştım:)
Şöyle bir silkindim. Öyle alalade biri değil, en yakın arkadaşım, uzakta da olsa yeri doldurulamaz tek sırdaşım, anne olacakmış.
Sarsıldım. Ve tabiki çok mutlu oldum.
Çocukluğunu bildiğiniz birinin çocuğunu görecek olmak, sanki biraz tuhaf!
Demek ki, gerçekten sıra bize gelmiş, ben yeni uyandım. Buzdolabındaki bebiş resimleri çoğalıyor. Sevecek öyle çok çocuk ama o kadar az zaman var kii!
