5 Haziran 2009 Cuma

Şikayetim var hakim bey!


Kocam olacak adam beni çok mutlu ediyor. Hediyeler alır, sürprizler yapar.
Ama bir konuda beni kandırıyor, oyalıyor, damarıma basıyor...
Her genç kızın rüyası tek taş pırlanta yüzüğü çok görüyor bana.

Ben böyle şeylerin merak-sızı 'cool' bir kız iken, 'tek taşımı kendim alırım' demedim, daha da kötüsü 'tek taş da neymiş sevmem öyle şeyleri ben' dedim.
Sorarım sana hakim bey, şu kadının dünyası genişlemez, ufku hiç açılmaz mı?
Önceleri pembeden hoşlanmayan, topuklu ayakkabı giyinmeyen, etek nedir bilmeyen ben, hele bakın ne haldeyim.

Kuyumcu dükkanlarının vitrinlerinde salyalarını toplamaya çalışan kadınları gördükçe 'ıııyyy' diyen ben bir tek taş için ne hale düştüm.

Gel gör ki hakim bey düşenin dostu olmazmış..

Şimdi bu kocam olacak adam var ya, her bahsi bu küçücük şey üzerinden yürütüyor.

PlayStation karşılığında bu romantik küçük şey için iddiaya girilir mi?

Bu iki şey hiç yan yana gelebilir mi?

Cimri desem cimri değil, takoz desem takoz değil, nedir derdi bu adamın derim dururum çoktandır.

Sordum kendisine, dediki: 'o küçücük taşlar, Afrika'da çocukların yaşımına mal oluyor, orası için elmasın/pırlantanın anlamı savaş, yıkım ve yoksulluk demek.'

O beni başından savmak için mi böyle söyledi bilmem ama, ben kadınlığı bir yere bıraktım. Döndüm sordum kendime; bu gerçeği inkar edebilir misin diye.
Edemedim hakim bey.
İşte kocam olacak bu adam azcık kaprisi böyle tıktı boğazıma.

Tek taş hayali düğüm oldu böğrümde! Şimdi takabilir miyim bile bile??




Ne hissettiğimi daha iyi anlamak için bunu da okuyuyabilirsiniz.

2 yorum:

Dolunay dedi ki...

demek oyleymıs.bılmıyorum bende.

clementine dedi ki...

malesef öyleymiş gerçekten canım