kritik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kritik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2009 Perşembe

My Sassy Girl


Dedim ya, romantik komedileri severim diye. Severim gerçekten. Herkes güzeldir. Esas oğlanla esas kız mutlaka birleşir. Filmin mutlu sonla biteceğinizden emin olarak seyretseniz de keyfiniz kaçmaz.
Neyse, günlerden bir gün. Nerden duyduğumu hatırlamıyorum. Korede, bir gencin deli dolu manyak bir hatunla yaşadığı arkadaşlık/aşk ilişkisini blogunda anlattığını, bunun da daha sonra film haline getirildiğini duydum.
Tabii ilginç geldi. Öykü gerçek mi emin değilim. Sonra bu Kore yapımı filmin Amerikalılar tarafından yeniden çevrildiğini öğrendim. Üşenmedim, hemen buldum filmi.
Ama en büyük hatam yeniden çevrimlerin her zaman çok kötü olduğu gerçeğini unutmam oldu.
Film bana iki saatlik bir ızdırap yaşattı.
Tek kelimeyle berbattı. Bu ne ya 'aşk filmi de değil, romantık olmadığı gibi komik de değil' diye diye sızlana sızlana bitirdim filmi. Sorunlu hatunun etrafında dönen, salak/karaktersiz/haysiyetsiz bir herifin macerasıydı işte.
Aradan çoook zaman geçti, hafızam o acı dolu dakikaları silmek üzereyken, sevdiceğim, beni çok mutlu edeceğini bildiği bir ses tonuyla;

'harika bir film buldum. Romantik komedi hadi seyredelim' deyiverdi.

'Ben de haydi, haydi' deyiverdim. Ama bir an hevesim kursağımda kaldı. Çünkü önerdiği film My Sassy Girl idi.
İkna çabalarım, 'hayır, hayır' nidalarım, film hakkındaki tüm kritiklerim onu durdurmadı.
Ne hikmetse taktı filmi, izlemeye başladı. Meğer Kore yapımı olanı seyredecekmişiz. Böyle önce göz ucuyla izlemeye başladım. Kucağımda bilgisayarım. İlgisiz ilgisiz takıldı. Aaaa sonra bir baktım, fena değilmiş. Amerikalılar, gerçekten filmin içine etmiş!

Esas oğlan yine salak ama bu sefer inandırıcı en azından. Kız ise şeker mi şeker, Kore'nin en güzel kızı olsa gerek. Güldüm de! Romantik komedi buydu işte:)

Yine de filmden çok şey beklemeyin. 2,5 saati aşkın süresiyle biraz bayabilir. Yani bol vaktiniz varsa seyretmekten de kaçınmayın derim.
Hadiyin iyi seyirler...



11 Şubat 2009 Çarşamba

14 Şubat Sevgililer Günü


Bu hadiseye yıllar yılı kendimi kaptırmamaya çalıştım. Başarılı oldum da, benim için öyle çok anlam yüklü bir gün değildir. Mesala bir yılbaşı günü gibi hiç değildir.

Ama 14 şubat yaklaşırken etrafta kırmızı kırmızı kalpler, sevimli ayıcıklar, vitrinlerde insanı baştan çıkaracak envai çeşit hediyelik eşya görmek hoşuma gider.

- 'aaaa 14 şubat mı? Tamamen insanları para harcatmaya yönelten uyduruk bir gün işte' dediğim için o an pişmanlık duyabilirim.

Çünkü, 14 Şubat, erkek kısmısına romantik birşeyler yapma zorunluluğu getirmektedir. Bu bir vesiledir ve güzeldir. Hatta daha sık yapılmalıdır. Kadın kısmısı da sonuna kadar değerlendirmelidir.

Biz her sevgililer gününde hep aynı klişeyi yaşarız.

- Aşkım sevgililer gününde hediye filan almayalım. Saçma yani. Hediye her zaman alınabilir. Böyle günlere ihtiyaç yok. (peeeh peeh)

- aaaaa evet yaa saçmalama, alma sakın. (Buna da peeeh)

Sonra bu konuşmayı yapan çitften biri, sevdiceğine kıyamaz ve bir son dakika hediyesi kapar.

İtiraf ediyorum O kişi hiç ben olmuyorum. Fırsatçı ben 'nasıl olsa bir hafta sonra doğum günü var' diyerek her yıl bugünü atlıyorum.
Bu yıl da aynı konuşmayı yaptık. Bakalım ne olacak?