12 Eylül 2010 Pazar

Bu bayram kafama takılan

.... yegane şey telefonumun neden hiç çalmadığıydı.

Evet bayramda çalıştım. Büyüklerimi aradım ve arkadaşlarımdan telefon bekledim.

Nedense kendimi böyle bir beklenti içinde buldum.

Bayramlar büyükler için midir? Yaşlılar için mi yani?

Ya da birbirine kan bağıyla bağlı bireyler için mi?

Benim yakın çevrem için böyle sanırım. Sanırım geleneksel şeylere
karşı geliştirdiğimiz bir modern insan anlayışlılığı içindeyiz.

Bugüne kadar tek bir arkadaşım bile bana 'bayramımı kutlamadın' diye sitem etmedi.

Ben de kimseye sitem etmedim tabi ki...

Ama nedense bu bayram telefon bekledim.

Hatta geçen yıl bayramın birinci günü işbaşı yapmak için trenle yola düştüğümde, yoldan bir arkadaşımı arayıp bayramını kutlamıştım. O kadar şaşırmıştı ki, aslında bayramını kutladığım için değil öylesine hatır sormak için aradığımı düşünmüştü:)
Diğer yandan biz yılbaşını asla atlamayan bir gelenekten geliyoruz.

Saat 24.00 oldu mu, hemen telefona sarılır coşkuyla iyi dileklerde bulunuruz.

İyi bir yıl, iyi bir hayat, iyi bir eş, iyi bir iş, bir sürü iyi için bir sürü güzel cümle kurarız.

Doğumgününü unutmak dünyanın sonu gibidir mesela...
Nasıl telafi edeceğini düşünür durur insan.

İşte bu bayram ben bu yaman çelişki üzerine epey kafa yordum.

Sonuç; neyi neden kutladığımızı bir yana bırakıp,, her türlü tatili

güzel sözlerle örülü bir şölene çevirmek artık amacım.


İyi bayramlar, mutlu günler...


0 yorum: