taksici kazıklanması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taksici kazıklanması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2009 Salı

Öküz taksici ve hıyar simitçiye....


Umarım bana ettiklerinizi birbir bulursunuz.

Sizi Allah'a havale etmeden önce şöyle okkalı bir küfür sallayıp, fazladan verdiğim 1 YTL'yi haram zıkkım ediyorum.

Taksiciler konusundaki talihsizliğimi bilen bilir.

Hiç anlaşamayız biz... Taksici milleti ve ben asla ama asla yan yana gelmemeliyiz.

Diyeceksiniz ki, 'binme kardeşim o zaman taksiye'!
Ben de meraklı değilim, tanımadığım heriflerin otomobiline binip ondan sonra olmayacak terbiyesizliklere maruz kalmaya.

Ama uyku efendim, uyku... Servise yetişmek için bazı günler atlıyıveriyorum taksiye, sonra şaftım kayıyor. Tüm güne yayılan bir baş ağrısının kaynağı bu taksici milleti.

Bugün de öyle oldu.

Güzergahımız, Şişli-harbiye...

Kısacık yol, ben de farkındayım. Ama o ağız burun kıvıram taksici efendi, kısacık mesafede 4 milyonu cebine atmayı garantiliyor.
Şanslıysa ben servisi kaçırıyorum. Taksim'e kadar devam ediyoruz.

Neyse, bugün yakaladık servisi.

Baktım bizim servis hareket etmek üzere, haliyle acele ediyorum. Sevmem ben insanları bekletmeyi.

Uzattım 20 YTL'yi... 'Bozuğum yok' dedi.

Hemen bir simitçi vardı yanımızda.
'20 TL bozar mısın' dedik, 'yok bozuğum' dedi.
Bok yok. Yalancı.
'İki simit alayım' o zaman dedim. Yine 'yok' dedi.
Yalan söylüyor.
Adam sabahları tıkır tıkır iş yapıyor. Hergün görüyorum.

Taksiciye döndüm, 'eee bozdur bir yerlerden servisi kaçırıcam' diyorum.

Adam kıçını oynatmıyor. Bir de yüksek perdeden bir ses tonuyla, 'bana ne senin paranı bozmak benim görevim mi' diyor.

Eyyyy, 20 TL'ye, 50 TL muamelesi yapan kazma insan, sen ne işe yararsın o zaman.

'Al paranı çek git' dedi sonra bana... 'Komiksin' diyecektim, demedim. Aldım parayı bir hışımla, başladım yürümeye aşağı doğru. 50 metre sonra bir kuruyemişçi vardı. Parayı bozsun diye bir kutu kola aldım. Geri döndüğümde benim artist taksicim yoktu.

'Vaaay be adama bak, parayı almadan gitti' diyecekseniz, beş kardeş geliyor haberiniz olsun.

Tabi ki aldı parasını, tersi mümkün mü? Bizim servis şoförü 5 tl vermiş ona, o da basmış gitmiş. Sabah sabah sinirimi burnuma getirmesinin üstüne 1 tl'mi iç edip, bana asla içmeyeceğim bir kutu kola için para harcattı.

Servise binerken simitçi hala yemin ediyordu, 'valla yoktu bozuk, bıdı bıdııı...'

Yerim senin yalanını.

Haftaya 50 tl ile bir simit almazsam senden ne olayım. Hadi bakalım!

25 Ocak 2009 Pazar

Seni salak yerine koymasına izin verme!


Yine kazıklandım! 4 TL kadar...

Biraz daha dikkatli olmalıydım. Sık sık kendimi şöyle telkin ediyorum; 'Paranın üstünü alınca mutlaka say, 1 TL'nin bile onlar da kalmasına izin verme, seni salak yerine koymasına izin verme!'

Ama ne fayda yine acelem vardı.

Uyanık taksici de pusudaydı!


Ona 20 TL uzattım. 6 TL tutmuştu. Hesap gayet, ama gayet BASİTti! Geriye 14 TL almam gerekiyordu. Avucuma birşeyler sıkıştırdı. Gideceğim yere sağ salim varmanın minnettarlığıyla teşekkür etim ve araçtan indim. Elimde sadece iki beşlik olduğumu fark edip hemen arkama döndüm ama o çoktan gaza basmıştı. Kendimi salak gibi hissettim! Bu duyguya sık sık kapılıyorum. Taksiciler bunu hep yapıyor ne yazık ki...

Bu konuda pek çok anım var. Hepsi birbirinden kötü, pek çok anı. Ne yaparsam yapayım onlar gibi olamıyorum. Hep yenilen tarafım.

İstanbul'da taksiye binmek benim için iki kere düşünülmesi gereken bir şey. -Eminim onlar arasında istisnalar mutlaka vardır. Ben rastlamadım henüz o ayrı.-

Ne yazık ki onları şikayet edecek bir merci de yok.


-Hiçbir zaman gidilecek mesafeyi beğenmezler!

- Eğer gideceğiniz yönde trafik varsa, bu sıkışıklığın tek sorumlusu sizmişsiniz gibi davranırlar. Öflemeler, pöflemeler.... Sanki ben hiç tanımadığım biriyle aynı araçta mahsur kalmaya bayılıyorum

-Paranızın üstünü hep eksik verirler. 3 kuruş 5 kuruş fark etmez.

- Özel ya da yağmurlu günlerde müşteri beğenmezler. Önce nereye gideceğinizi sorarlar. Gece bir düğün dönüşü Bostancı'dan Şişli'ye gitme maceramız vardı ki hiç anlatmayayım. Şu kadarını kafanıza canlandırın şık bir kıyafetle köprü yolunda, burnumuzdan soluyarak yürüyorduk.

- Yeni yasalar umutlandırmıştı ama görüyorum ki, arabalar hala sigara kokuyor.

- He bi deeee benim onların telsiz geyiklerini dinlemeye ne mecburayetim var. Sesini sonuna kadar açmış!
Ben İstanbul'da, Taksim-Şişli arasında ne badireler atlattım. O kısacık yol, taksiye bindiğimde, ömrümden yiyor.

Maceralarımı, sık sık başka ülkelere seyahat eden bir arkadaşıma anlattığımda, bana taksicilerin her yerde aynı olduğunu söyledi. Yani bir de EVRENSELler!