2 Mayıs 2009 Cumartesi

1 Mayıs sabahı işe gitmek...

1 Mayıs'ı hakkıyla kutladım.

Tam bir emekçi olarak işimin başındaydım....:)
İşe gitmek konusunda baya da kararlı davrandım. En büyük önlemim yola daha erken koyulmaktı. Bu da pek işe yaramadı. Çünkü taksiye binmek zorunda kaldım. Bir de gereksiz para ödedim yani, daha gereksizi işe erken gittim:(

Sokağa çıktığım ana geri dönecek olursak.. Polisler bizim kapıyı bile tutmuş sayılırdı. Abartmıyorum.

Tüm yollar kapalı, her taraf polis...

İşte, Şişli'de, 1 Mayıs günü!


Yolun durumunu sorduğum kibar polis, biraz sonra gösterici kovalayacak.

Saati sorduğum genç, polisleri taşlayacaktı.

Günün aktörleri işe koyulmuşlardı bile, ben sade bir izleyiciydim.

Fonda masmavi gökyüzü, pırıltılı bir güneş ve kapalı dükkanlar vardı. Tam bir masal havası ama di mi ?

Panzerler göstericilere su sıktığında, çatışmalar başladığında ben ordan çoktan uzaklaşmıştım.

Evimizin bir sokak ötesindeki bu manzara gün boyu sürdü.

Bütün bunlar olurken, aşkitonun evde fosur fosur uyuması garipti.

Polis su sıktı, göstericiler taş attı.

Parke taşları söküldü, camlar kırıldı. Ama o uyudu. Pek masum, dünyadan bi haber... Rahatsız edici hiç bir manzaraya tanık olmadan.

Ama günün en güzel anını da kaçırdı. Ben gözlerimi iki kere kırpışırdım. Baktım baktım durdum. 1 mayıs 30 yıl sonra Taksim'de kutlanıyordu.

Bu yıl herşey 'makuldu' anlayacağınız; dayak da, taşlar da, Taksim meydanındaki kalabalık da.

Polis, makul makul su sıktı. Göstericiler makul ölçüde taş attı. Meydanda makul insanlar halay çekti.

Artık herşeyin ölçüsü bu olsun bence. Makul ölçülerde işe gidip, makul saatlere kadar çalışalım. :)
Ne dersiniz?
EDİT: ben bu öneriyi bizim şefe götüreyim. Makul karşılar mı acaba...

1 yorum:

Dolunay dedi ki...

keşke herşey ölçülü olsa hayatta...