14 Temmuz 2012 Cumartesi

Sona yaklaşırken...


İnsanın tüm enerjisini bir çırpıda emen güneş, hamilelik günlerimi iyiden
iyiye sıkıntıya soktu.
Hoplaya zıplaya geçen 7 aydan sonra 'çocuk da yaparım kariyer de'
zamanlarımın sonuna geldiğimi hissediyorum.
İşe geri dönüş mutlak...
Ama finale yaklaştığım şu günlerde yataktan kalkmak, sonrasında giyinmek
daha sonrasında işe ulaşmak işkence gibi...
35. haftadayız.
Kan, ter ve gözyaşı...
İşyerinde minik vantilatörüm eksik olmasın, klimanın yetmediği yerde full
time iş başında ancak ev için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
İnsan delicesine karşı çıktığı şeylerin kölesi haline gelebiliyor.
Eve klima taktırmak ve çamaşır kurutma makinesi almak gibi..
Beyaz eşya dükkanları arasında dört döndükten sonra hayatımı
kolaylaştırmasını umduğum bu ikiliye sahibim artık.
32-37 KUTSAL SAYILAR

Doğumdan sonra bebeğimle daha fazla vakit geçirmek için işe devam etme
kararı almıştım.
32'in haftada devlet hastanesinden aldığım raporu işyerime ulaştırdım.
37'inci hafta için de 'İşgörmezlik' raporunu beraberinde veriyorlar.
Bu iki rapor izinlerinizin yanmaması için çok önemli.
Psikolojik midir nedir bilemiyorum ama raporu aldıktan sonra hergün
'acaba artık işe gitmesem mi' diye uyandım.
Dişimi ancak iki hafta kadar sıkabildim. Aynı enerjiyle uyanmadığımı fark
ettiğim birgün kararımı verdi. Pazartesi izne ayırılyorum.
Yani planlanandan iki hafta erken.
Evde kalmak, çalışmaya alışan bünyeler için saç baş yolduran durumlar
ortaya çıkabilir.
Bebek için sabırsızlanmak, sürekli kendini dinlemek de cabası... 
Kendimi oyalama planlarım var. Mesala bebek şekerini kendim hazırlamaya
karar verdim.
HASTANELER VE HAMİLELER

Bu arada sıkıcı rapor işlerini hallederken hamileyken ilk defa devlet
hastanesi karmaşasına maruz kaldım.
İşlemler çok uzun sürmedi.
Ancak kalabalık, hastane binasının koşulları ve doktorların tavırları
insanı bezdirmeye yetiyor.
Genç doktorun senli benli konuşmasını bir yana bıraktım, bütün jeli iç
çamaşırım ve elbiseme boca etmesi de ne anlama geliyordu? Oraya giden tüm
hamileler özenli davranılmayı hakediyor.
Ayrıca önce raporu hazırlayıp sonra ultrason muayenesi yapmak da neyin
nesi?
Sağlık sistemimizdeki gariplikler sanırım başka bir yazının konusu.
Sevgiler...

1 Temmuz 2012 Pazar

Beklerken...


Kimliklerime kimlik ekliyorum...
Annesinin biricik kızı,, anneannesinin kraliçesi -dikkatinizi çekerim prensesi değil, kraliçesi... bir ağırlığı var-
İki koca adamın küçük kız kardeşi,, kocasının sümüklüsü, koleksiyoner, blogger, sırdaş, gazeteci.... vs.
Liste uzar gider, boğazımı düğümleyen noktaya gelir: TOPRAK'IN ANNESİ...
'İnsan neden anne baba olmak ister?' diye sormuşum şurada.
Aradan neredeyse iki buçuk yıl geçmiş, cevabı çat  diye yapıştırmak isterdim. Ama nafile.. Nedenini, nasılını bıraktım başkoydum bu yola!
Yaklaşık 7 aydır tatlı bir uğraş içindeyim. Hazırlık yaparak oyalanıyorum. Sabırsızlık, telaş, heyecan, endişe, mutluluk, hepsi birarada..
Annemin 'anne olunca görürsün' dediği kadar varmış.
Odası, kıyafetleri, banyosu, şampuanları kremleri herşeyi hazır. Geriye bekleyip görmek kaldı.

20 Haziran 2012 Çarşamba

Bir ben var benden öte!


Kişisel tarihime şöyle not düşüyorum: 2012 yazı en sevilene kavuşma yazı...
Tanımadan sevme, ne yaşayacağını bilmeden sabırsızlanma yazı..
2012 yazı en güzel 'hoş geldin'i hazırlamak için kafa yormak, zaman zaman nefes almak için şöyle durmak, yatakta ters yöne dönebilmek için ekstra çaba harcamak, ayakkabılarımı tek başıma bağlayamamak, top olup yuvarlanacak kıvamda sürekli sıcaklama yazı...
Dahası olumsuz olarak gözüken birçok şeye seve seve katlanıp, bir de üstüne aynaları çatlatırcasına giyinip süslenip tortop olmuş göbeğimi gere gere gezme zamanı...